Haber

Kılıçdaroğlu: “Artık Bu Ülkenin Dürüst İnsanlarla Yönetilmesine İhtiyacı Yok mu?”

HABER: BECERİ BAĞIŞ – KAMERA: FATİH NAZIM EFE

CHP Genel Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin’de düzenlenen Muhtarlar Toplantısı’nda; “Dev Türkiye’ye bakın. Tütün ihraç ederdik. Şimdi tütün ithal ediyoruz. Mercimek, fasulye, et, pamuk, hayvan ithal ediyoruz. Bu iyi bir Türkiye yönetimi mi? Bu ülkenin dürüst insanlar tarafından yönetilmesi gerekmiyor mu? Artık gerekli değil mi? dedim.

CHP Genel Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin’de düzenlenen Muhtarlar Toplantısı’nda konuştu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“MUHTARLAR YETERLİ HAKLAR TALEP ETMİYORLAR: Tüm muhtar arkadaşlarımın beni iyi dinlemelerini istiyorum. Bizleri Mersin’de buluşturan Büyükşehir Belediye Başkanımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. Muhtar için şu tanımı yaparlar; ‘Demokrasimizin temel taşı muhtarlardır’. Neden muhtarları demokrasinin mihenk taşı olarak tanımlıyoruz? Çünkü bu topraklarda yapılan ilk seçim muhtarlık seçimidir. 1833 yılında Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yapılan ilk seçim muhtarlık seçimiydi. Muhtarlık kurumu ne kadar güçlüyse demokrasi de o kadar güçlü olacaktır. Bunu tüm muhtar arkadaşlarımın bilmesini istiyorum. Ama üzülerek söylüyorum; muhtarlar yeterli iddiada bulunmuyor. Sesinizi çıkarmalısınız, hakkınız var, bakanı, milletvekilini, cumhurbaşkanını, belediye meclisi üyesini seçen vatandaş aynı zamanda kendi muhtarını da seçiyor. O zaman evet, seçimlerin ortasında hiyerarşik bir farklılık olabilir ama en azından belli bir istikrar olmalı. Gittiğim her yerde muhtarlarla da özel bir toplantı yapıyorum. Onlara haklarını ve kanunları anlatmaya çalışıyorum. Daha da önemlisi iktidara geldiğimizde muhtarlarla ilgili ne yapacağımızı size söylemek isterim.

BU SİYASİ KURUMUN BELEDİYEYE YETERİNİ VERMEDİĞİNİ GÖSTERİYOR: Birleşik oy kullanamazsınız. Küçük bir pusulanız var. Birden fazla muhtar adayı varsa sevmediğin kişinin oy pusulasını cebine koyarsın, çıkarsın; Size oy vermek isteyen kimse oyunuzu bulamıyor. Bu da muhtarlık kurumunun siyasi kurum tarafından yeterince ödenmediğini göstermektedir. Kombine oy pusulası yaparsınız, isteyen vatandaş muhtarın altına mührünü basar ve o muhtar kazandığında diğer seçimlerde olduğu gibi koltuğuna oturur. Bu yapılmalı. Özellikle büyükşehirlerde nüfusu 20 binin, 30 binin, hatta 100 binin üzerinde olan muhtarlar var. Tek muhtar var, bir yardımcı bile yok. Muhtarlığı kapattığınızda vatandaşın derdini muhtara anlatacak kimse yok. Dünyanın her yerinde işsiziz. Üniversite mezunu işsizlerimiz var. Muhtar her arkadaşına birer yardımcı işçi verse, evrakları saklasa, gelen vatandaşla ilgilense ne olur? Bunu söyleyince fena patladılar, bu muhtarlara veriliyor mu? Neden verilmiyor? İktidara geldiğimizde Allah bize nasip edecek, sizin için çalışan bir memur da bulunacak. KPSS’ye girecek, kazanacak, gelecek, muhtar yardımcısı olacak.

MAHTARLARA EMLAK VERGİSİNDEN ÖZEL YÜZDE DAĞITILIRSA NE OLUR, BÜTÇESİ OLUR MU? BU MÜMKÜN: Kırsalda köy tüzel kişilikleri yok edildi, yok böyle bir şey. Mallarına da el konuldu. O köy tüzel kişiliklerini canlandıracağız, muhtarların köy tüzel kişilikleri yeniden kurulacak. Fakir bir aile düşünün, oğulları ya da kızları Mersin’de yaşıyor ve sınavı Adana’da kazanmış. Kayıt olma şansları bile olmayabilir. Mahallede en kolay ulaşılabilen kişi mahalle muhtarıdır. Muhtar kendi cebinden çıkarıp verebilir. Ama belediye başkanının bir bütçesi olmalı. Söyleyeceksin; ‘Kılıçdaroğlu, bütçe nereden geldi? Bize kim bütçe veriyor?’ Var. Bu kardeşimizin eski bir finansör, bütçeci, muhasebeci olduğunu unutmayın. Belediye başkanını kim seçer? Kendisine oy veren vatandaş aynı zamanda mahalle muhtarına da oy verir mi? Orada yaşayan vatandaş belediye emlak vergisi ödüyor mu? O emlak vergisinin belli bir yüzdesi muhtarlara dağıtılsa ne olur, bütçesi olur mu? Evet bütçesi var.

SOSYAL YARDIM MUHTAR ARACILIĞIYLA DAĞITILMALIDIR: Mahalleniz hakkında bir karar veriliyor ve siz bunun farkında değilsiniz. Mahalleli ‘Bu nedir muhtar’ diye sorar, ‘bilmiyorum’ der, neden; ‘Ben belediye meclisine giremiyorum, söz hakkım yok, yetkim yok, onlar yapıyor, sonra öğreniyorum.’ O mahallede seçilmiş bir kişi varsa muhtar, belediye başkanının oluşturduğu belediye meclisine mutlaka katılır, söz ve karar sahibi olur. ‘Mahallemle ilgili bu kararı aldıysanız benim haberim olsun’ diyecek. İcra memurları evrak dağıtmıyor, geliri olan muhtara veriyor, elinizde dünyalar kadar zarf var. Halktan biri bu zarfları dağıtınca devletten maaş alıyor ama size veriyor, bedava dağıtın diyor. Anayasa ne diyor? Angarya çalışmak haramdır, bedava çalışmak haramdır diyor. Bu zarfların her dağıtımı için muhtarlık bütçesine ayrı bir katkı sağlamak zorundadırlar. Ya siz dağıtın, ben dağıtayım isterseniz o zaman bana belli bir bedel ödersiniz ben de o fiyatı muhtarlık bütçesine ekleyeyim. Bir mahallede veya köyde kimin fakir kimin güçlü olduğunu en iyi muhtar bilir. Vatandaşların en iyisi bile muhtardır. Sosyal yardım dağıtılacaksa muhtarlar aracılığıyla dağıtılmalıdır. Muhtarın siyasi bir kimliği yoktur, A partisi veya B partisi olarak ayrılamaz. Bir arkadaşımız derin yoksulluktan bahsetmiş ve giderek arttığını söylemişti. En uygun mahallenin muhtarı, yoksulluğun nerede daha da arttığını biliyor. Aile durumunu bilir. Kendilerine yapılması gereken yardımı bir bedel karşılığında kamu yetkililerine havale eder ama gönül, o yardımların doğrudan muhtar aracılığıyla dağıtılmasını ister.

MAHTAR’IN YASAL ÇERÇEVEDE KAMU KURUMU OLARAK TANIMI: Muhtar kamu kurumu sayılmaz arkadaşlar. Muhtar bir kamu kurumu olarak kabul edilmediği için belediye ile muhtar arasında özel projeler geliştirilememektedir. Bir kamu kurumu olarak muhtarın yasal çerçevede tanımlanması gerekir. İzin alınca, hastalanınca aldığınız harçlık kesilir ama milletvekili alınca, belediye başkanı alınca, Cumhurbaşkanı alınca kesinti olmaz. Onlara oy veren vatandaş da size veriyor, sizinki neden kesiliyor? Bu soruyu da soracaksınız. Demokrasi varsa, eşitlik varsa, bakanı ve milletvekilini seçen mahalle oy kullanıyorsa, o zaman en azından bazı haklar eşit olmalıdır.

TANRI GÜCÜ ELİNİZE ALMANIZA YARDIMCI OLDUĞUNDA YASANIN ÇÖZÜLDÜĞÜNÜ GÖRECEKSİNİZ: Türkiye Muhtarlar Derneği kurulmalıdır. Öyle dağınık bir yapınız var ki, kederinizi o dağınık yapı içinde ifade edemiyorsunuz. Muhtarla ilgili bir düzenleme yapmak istedik, bahsettiğim sorunları çözen muhtarlık için temel kanun teklifi hazırladık. Muhtarın adı şu anda yürürlükte olan 82 kanunda ve 354 maddede geçiyor, siz bilmiyorsunuz, biz de bilmiyorduk. Muhtarla ilgili bir çalışmada 82 kanuna ve 354 unsura bakmak zorunda kaldık; Yetkisi ve sorumluluğu var ama muhtarlarla ilgili temel bir kanun yok. Bunların hepsini bir araya topladık ve muhtarlık için bir temel kanun teklifi hazırladık. Hazırladıktan sonra muhtarların kurduğu bütün derneklere gönderdik; ‘İşte bak, eksik veya yanlış bir şeyimiz mi var? Hadi düzeltelim.’ Onların isteği üzerine düzelttik. Muhtarlık temel kanununu Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna teklif edip sunduk ancak bu kanun teklifimiz reddedildi. Haklarınızı hukuken güvence altına alacak ve az önce saydığım tüm hakları size sağlayacak kanun teklifimiz AK Parti ve MHP’nin oylarıyla reddedildi. Şimdi size söz veriyorum; Allah’ın izniyle iktidara geldiğimizde hemen o kanunun çıktığını göreceksiniz.

AKILLI POLİTİKALARLA, ÜLKENİZİ DÜŞÜNEREK VE GEREKLİ PLANLARI YAPARAK TÜRKİYE’Yİ HIZLI BÜYÜMEK VE KALKINMAK MÜMKÜNDÜR: Muhtar arkadaşlar doğal olarak taşrada iş yapıyor. İster Ziraat Kredisi, Esnaf Kefaleti, ister bankalardan aldığı kredi olsun, çiftçinin veya esnafın faizini bir hafta içinde sileceğiz. Ne ilgisi var? Dürüst çalışamıyor, gelir elde edemiyor, faizini silecek ve anaparasını sadece taksitle alacağız. Havza bazlı üretim yapacağız. Bir örnek vereyim; Erzurum, Iğdır, Kars, Elazığ, Tunceli o yöre tarım ve hayvancılıkta tamamen özeldir. ekonomi Bölge ilan edildiğinde ve sadece tarım ve hayvancılık ürünleri üretip buna dayalı sanayiyi geliştirdiğimizde bu bölge harika bir kalkınma süreci yaşayacak. Kafkasya ve Ortadoğu’nun yıllık et ürünü ihtiyacı 25 milyar dolar, 500 milyon doları bile alamıyoruz. Yani akıllı politikalarla, ülkenizi düşünerek ve gerekli planları yaparak Türkiye’yi hızla büyütmek ve kalkındırmak mümkün, bunu yapacağımızı göreceksiniz.

BİR SİYASETÇİ DEVLETTE OLDUĞUNDA, MALLARDA ARTIŞ OLURSA BİLİN ki MAL ALMALIDIR: Bir şeyi unutmayın, bir siyasetçi iktidara geldiğinde malvarlığında bir artış olursa bilin ki o mülkü alır. Bu siyasetçi ne yapsın kendi malını değil vatandaşın hakkını korumaya başlıyor. Bunu kim söyledi? 2400 yıl önce, bir bilim adamı söyledi. 2400 yıl oldu ve hep böyle oldu. Bir siyasetçi görevdeyken malvarlığında neden büyük bir artış olur? Sizler iman ehlisiniz, ne diyor yüce yaratıcı; ‘Bana köle hakkıyla gelme.’ Bir siyasetçi kimin parasını kullanıyorsa, parasının 85 milyonunu kullanıyorsa, 85 milyonun parasını hak olarak kullanmıyorsa ve kendisine özel mülk ediniyorsa bu vatandaşın hakkını yemektir. Muhtarlar olarak sizler toplumun kanaat önderlerisiniz. Muhtarlık kurumu sıradan bir kurum değildir. Bu nedenle makamınızda adaleti de temsil ediyorsunuz. Herkese eşit davranmak zorundasınız. Belediye başkanlarımıza şunu söyledim: Seçildiğiniz andan itibaren göğsünüzdeki CHP rozetini çıkarın, size oy versin vermesin tüm vatandaşlara eşit davranın ve sadece yoksul mahallelere pozitif ayrımcılık yapın. O mahallelerden başlayarak kreşler kurun. Bütün bunları yapmak mümkün.

ADALETİN OLMADIĞI YERDE HUZUR VE MERHAMET OLMAZ: Unutmamanız gereken bir şey var muhtar kardeşlerim, devletin dini adalettir. Adaletin olmadığı yerde devlet dediğiniz kurum çürümeye başlar. Yönetirken adil davranmalısın. Devleti yönetenler de adil davranmalıdır. Adaletin olmadığı yerde huzur ve merhamet olmaz. Bana söyler misin; Bu ülkede adalet var mı? Ben değil Yargıtay Başkanı adalet yok diyor; ‘Adalete güven yüzde 30’a düştü’ diyor, yani vatandaşların yüzde 70’i adalet yok diyor. Bu ülkeye barış getireceksek, önce adalet için çabalamalıyız. Adaletin olmadığı yerde açlık sefalete dönüşür. Bu ülkede derin bir yoksulluk mu var? Var. Üniversite mezunu işsiz çocuklarımız var mı? Var. Peki bu adalet mi? Doğru mu? Benim bir misyonum var, bunları dile getiriyorum ama sizin de bir misyonunuz var. Eski alışkanlıklarınızdan vazgeçmelisiniz. Türkiye hızla geriliyor, kimin ne yaptığı belli değil. Uyuşturucu belası bu topraklarda hiç bu kadar derinden yaşanmamıştı. Bu karamsar havayı değiştirmeliyiz, hep birlikte değiştirmeliyiz.

BU ÜLKE ARTIK ONURLU İNSANLAR TARAFINDAN YÖNETİLMEYE İHTİYACI YOK MU? GEREKLİ DEĞİL?: Tarım ve hayvancılık telef oluyor, et ve süt üreticileri zarar görüyor. Peki, doğru yapılmadıysa. Formül nedir? Maliyet artı makul kar, taban fiyata eşittir. Maliyet belli mi, belli mi, ilaç, su, elektrik belli mi? Maliyetini bulursun, üstüne makul bir kâr da verirsin. Çiftçi israf etmemelidir. Taban fiyata eşit olacaktır. Asla taban fiyatın altına düşmeyecek, devlet gidip alacak, çiftçime israf etmeyin diyecek. Hollanda’nın Konya ilinde küçük bir arazi olarak yıllık tarım ürünleri ihracatı 180 milyar doların üzerindedir. Bakın koca Türkiye, eskiden tütün seti ihraç ederdik, şimdi tütün ithal ediyoruz. Mercimek, fasulye, et, pamuk ve canlı hayvan ithal ediyoruz. Türkiye’yi iyi yönetmek bu mu? Bu ülkeyi artık dürüst insanlar yönetmiyor mu? Gerekli değil mi?

Bu milleti soyan, soğana çeviren O beşli çetelerin PARASININ BÜTÜNÜNÜ ALACAĞIM, fakirlere vereceğim: Ziraat Kanununun 21. maddesi; ‘Çiftçiye milli gelirin en az yüzde 1’i oranında destek vereceksiniz.’ Kanun bu, verebileceğin için değil, vereceğini söylüyor. Kuralcı hüküm. 2006 yılında yasa çıktı, bu para bugüne kadar yüzde 1 olarak hiç verilmedi. Çiftçi bu hükümetten 273 milyar lira alacak. Kanunun o kısmı neden uygulanmadı diye sordunuz mu? Bu ülke sen sormadığın için böyle. Biz sorarsak Türkiye düzelir. Bu para nereye gidiyor? Beşli çeteler diyorum, o parayı beşli çetelerden alacağım diyorum; cehennem dağılır. Sizin huzurunuzda, muhtarların huzurunda, bu milleti soyan o beş kişilik çetelerin bütün parasını alıp, fakirlere vereceğim.

ÇİFTÇİYE ÖTV VE KDVSİZ MOTORİNİ VERECEĞİZ: Denizde yatınız varsa rahatsınız, ÖTV’siz, KDV’siz mazot. Ama traktörle tarlaya çıktığınızda hem KDV hem ÖİV var. Traktörle eğlenecek misin yoksa yürüyüşe mi çıkacaksın? Sabah erkenden tarlaya gidiyorsunuz, terliyorsunuz. Bu adaletsizliğe göz yumulamaz, buna da son vereceğiz. Çiftçiye ÖTV’siz, KDV’siz mazot vereceğiz. Elektrik faturalarının çok yüksek olduğunu söylüyorlar. Şanlıurfa’ya gittim, bütün çiftçiler şikayetçi; ‘Elektrik fiyatları çok değerli.’ Biliyorum. Dedim; ‘Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’ni bize verin, en geç 2 yıl içinde tüm çiftçilere bedava elektrik vereceğiz.’ Erdoğan dedi ki; ‘Elini tutan var mı, yap’ dedi. Yaptık. Denizli’nin Bozkurt Belediyesi güneş enerjisi panelleri kurdu, şimdi burada çiftçilere bedava elektrik veriliyor. Bozkurt Belediyesi yaptı, daha önce de söyledim Şanlıurfa ve çevresindeki 6 il 10 yılda Türkiye dünyaya elektrik ihraç eden bir ülke olabilir. Doğalgaz, fuel oil, kömür alıyorlar, dolar ödüyorlar. Tanrı’nın güneşi bedava, akılları çalışmıyor diye düşünebilirsiniz, hayır. Akılları mala çalıştığı için oluyor bu işler.

Kırsaldaki tüm okulları açacağız; Öğretmeniniz olacak, imamınız olacak, hayvancılıkla uğraşıyorsanız veterineriniz olacak, tarımla uğraşıyorsanız ziraat mühendisi veya teknisyeniniz olacak. Bütün bunları devlet yapacak. Bunu yaptığınızda üretim de artar. Kırsalda çalışan tüm kadın ve gençlerin sosyal güvenlik primini biz ödeyeceğiz, bunu söyledik. Köyler boş, ayıp, günah, tarlalar ekilmiyor.

YOKSULLUK TESİSİ DEĞİLDİR, YOKSULLUK İSE SORUMLUSU DEVLET YÖNETİCİLERİNE AİTTİR: Aile Yardımları Sigortası adında bir sigorta bölümü tanıtacağız. Bu ücretsiz olacaktır. Parayı tüm fakir ailelerin banka hesabına hanımefendi taban fiyat kadar yatıracağız. Gidip oradan parasını çekecek, işçi, memur, emekli olmak üzere. Sağ elin verdiğini sol el görmesin demiyor muyuz? Sonra neden senin yoksulluğunu bina ederek seni sıraya sokayım, televizyonları arayıp bu insanlara bu parayı ödeyeyim der. Bu dönem sona erecek. Fakirlik kaderi değildir, fakirse sorumlusu devleti yönetenlerdir. Derin yoksulluğu bitireceğiz. Bu topraklarda hiçbir çocuk aç yatmayacak.

CUMHURİYET YÜZYILINDA HÜKÜMETTE OLDUĞUMUZ YILDA 100 BİN ÖĞRETMEN ATAYACAĞIZ: Cumhuriyetin 100. yılında iktidara geldiğimizde 100 bin öğretmen atayacağız. Söyleyeceksin; ‘100 bin ödevi nereden buldun?’ Sayıştay raporları diyor ki: ‘138 bin öğretmen açığı var’ diyor. 100 bini tayin edeceğiz, sonra köy okullarını açtıktan sonra ikinci 100 bini tayin edeceğiz. Ek Aile Sigortası’nın özü şu şekildedir; nerede aile hekimi varsa sosyal hizmet görevlisi de olacaktır. Bütün ailelerin durumunu gözden geçirecekler, fakir, engelli, yaşlı var mı? İhtiyacı var mı yok mu? Sosyal hizmet uzmanları bunu o rapora göre Ankara’dan banka hesabına, hanımın banka hesabına bildirecek; her ay sistematik bir miktar para gelecek. Bir insanın bile yoksulluğunu ancak devlet ve evine girip çıkan sosyal hizmet görevlisi bilir. Devlette adalet kadar değerli bir kavram vardır; liyakat Yani işi yetkilisine teslim etmek. İşi ehil olana teslim ettiğinizde çoğu yönetici mutlu olacaktır. Et ve süt sorunu var… Et ve Süt Kurumu’na boşuna gitmedim. Evlerine et, süt alamayacak çocuklarımız var. Belediye başkanlarımız bu ailelere ellerinden geldiğince yardımcı oluyor.

BU MİLLETİN AKILINA GÜVENİYORUM: Türkiye’yi bir aile şirketi haline getirdiler. Bakın muhtar kardeşlerim burada vakıf kuruyorsunuz, Amerika’da da vakıf kuruyorsunuz. İkisi de senin evladın, buradan milyonlarca dolar alıyorsun ve Amerika’daki vakfa milyonlarca dolar gönderiyorsun. Onlar ne yapıyor? Gökdelen. Ne için? Kimin parası? Hepsini Türkiye’ye getireceğim. Bütün haksızlıklara rağmen bu milletin öngörüsüne güveniyorum. Bizce aşikar olan köylerde veya kırsalda oyların düşük olması köyün veya muhtarın suçu değil. O hata bizde; Gittin mi, oturdun mu, çayını kahveni içtin mi, derdini dinledin mi? Hayır, bunları biz yapmadık. Ankara’da konuşmalar yaptık. Bize oy verin, neden versinler? Şimdi bunu yapıyoruz. Sadece şikayet etmiyoruz. Nasıl çözeceğimizi de konuşuyoruz.

TAVSİYEYE İHTİYACIMIZ VAR, MADDE DEĞİL: Toplumun her kesimiyle siyasetçilerin unuttuğu ilişkiler kuruyoruz. Apartman görevlileri… Büyük apartmanlarda kapıcı dediğimiz kişiler, o kişilerin hakları nelerdir, kanun nedir? Bütün büyük şehirlerde çöplerden kağıt plastik toplayan zeki genç çocuklarımız var, üniversite mezunu oğullarımız var. Biz de onların sorunlarıyla ilgileniyoruz. Türkiye’de huzur içinde yaşasınlar, gelir elde etsinler istiyoruz. Politikacının eleştiriye ihtiyacı vardır. Alkışa değil eleştiriye ihtiyacımız var. Bizim göremediklerimizi görebilir, dikkat etmediğimiz bir olay olursa bizi uyarabilirsiniz. Vatandaşlarımızın yaptığı her eleştiriyi dinliyoruz. Her şeyi mükemmel yaptık tezimiz yok.

PROBLEM ŞU; KAZANDIĞINIZ YAĞMURU KİMLERE HARCAYACAKSINIZ?: Bir şehir rant yaratır arkadaşlar. Kira üretmeyen şehir yoktur. Büyük bir cadde yaparsınız, iki taraftaki binalarda daire fiyatları yükselir. Problem şu; Kazandığınız kirayı kime harcayacaksınız? Kirayı şehir sakinleri için harcarsanız, teşekkür ederim. Kirayı alıp cebinize koyarsanız, orada dur demelisiniz. Her plan rant yaratır ama rant kamu için kullanılmalıdır. Sivas’a gittim, köyde okul yoktu, Milli Eğitim Bakanlığı bu okulu bize yaptırsın dedim. Elazığ’da deprem oldu, Elazığ’ın en modern ve güzel lisesini yapıyoruz, alıp Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim edeceğiz. Bize arsa verin okul yapalım, size diyoruz ama olmuyor.

Türkiye’nin biri hariç tüm illerinde göçmenler, Suriyeliler ve Afganlar var. Türkiye’nin prestijini zedelemeden, ırkçılık yapmadan Ortadoğu’da yaşayanlar bizim akrabamızdır, bayramlarda gelirler, buradakiler onları ziyarete gider. Bir dertleri oldu ve Türkiye’ye geldiler. Ancak en geç 2 yıl yollarını, okullarını, köprülerini yaparak kendi ülkelerine göndereceğiz. Haklı olarak siz kimin parasıyla nasıl yapacaksınız diye sorabilirsiniz, Avrupa Birliği’nden aldığımız fonlarla hepsini müteahhitlerimiz yapacak.

haber-gordes.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu